Trump’ın silahları tanıdık: Korku ve şiddet

Ömür Şahin Keyif / Washington
BirGün

ABD, Cumhuriyetçi Başkan Adaylarından Donald Trump’ın son ırkçı çıkışıyla sallanıyor. Başkanlığa aday olduğunu açıkladığı konuşmasından başlayarak, ayrımcı ifadeleri ve ‘politika’ önerileriyle dikkat toplamayı başaran Trump, Pazartesi Güney Carolina’daki kampanya mitinginde yaptığı konuşmasında, IŞİD tehditiyle mücadelenin yolu olarak ‘Ne olup bittiği anlaşılana kadar Müslümanların ülkeye girişi tamamen durdurulmalı’ demişti. Trump sözlerini ABC özel yayınında da tekrarladı.

Daha önce de göçmenlere yönelik ayrımcı ifadeler kullanan Trump’ın dozu, geçen hafta yaşanan saldırıyla tırmandı. California eyaleti, San Bernardino kentinde 14 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı düzenleyen Syed Rizwan Farook ve Pakistanlı eşi Tashfeen Malik’in IŞİD sempatizanı olduğu ortaya çıkması sonrası, ABD’de 9/11 korkusunun yükseldiğini söylemek mümkün. Paris’teki katliam ve İngiltere’deki saldırının da pekiştirdiği bu korku, anketlerde de göze çarpıyor. Halkın yüzde 80’ine göre, ülke sınırları içinde her an saldırı için hazır olan radikaller var.

Seçimin gündemi korku
Bu doğrultuda Ortadoğu’da daha agresif bir politika gerektiğine olan inanç da giderek yükseliyor. Öyle ki Obama’nın Suriye ve Irak’a kara kuvveti göndermeyeceğini açıkladığı konuşmasının ardından, ‘gönderelim’ diyenler çoğunluğa ulaştı (yüzde 53). Bu ilk defa oluyor. 10 kişiden altısı ise Obama’nın ‘terörizm’ ile baş etme yöntemlerini onaylamıyor, yüzde 68 ise IŞİD’e verilen askeri karşılığın yeterince agresif olmadığı kanısında. Ülkenin yüzde 61’i Suriyeli mültecilere sığınma verilmemesi gerektiğini düşünüyor. Ve halk, git gide daha fazla oranda ABD’nin uluslararası meselelerde liderlik etmesi gerektiğine inanıyor. CNN’in yayınladığı bu rakamlara bakılarak da anlaşılabileceği üzere, şimdilik 2016 seçiminin gündemini korku, terörizm ve ulusal güvenlik oluşturuyor.

Halka istediğini veriyor
Korku ılımlı ve yumuşak söylemlere kulakları kapatırken, Trump “Ben IŞİD’in başına gelmiş en kötü şeyim” diye meydana çıkıyor ve söylemleriyle halka istediğini veriyor. Özgürlüklerden ziyade ulusal güvenlik meselesine odaklanıyor, radikal İslamcı terörizmi ise söylemlerinin merkezinde tutuyor. Agresif askeri mücadele sözü veriyor. Ortadoğulu mültecileri geri göndereceğini söylüyor, Obama yönetiminin ‘asla’ dediği, güvenli bölge de Trump’ın vaatleri arasında.

Amerikan televizyonlarında meseleyi yorumlayan uzmanlar, halkın güç istediğini vurguluyorlar sık sık. Trump bu iddialı söylemleriyle hem korkuyu diri tutuyor hem de önemli bir kesimi güçlü olduğuna inandırıyor. Trump’ın siyaseti sürekli bir tehdit yaratarak, korkudan besleniyor. Şu andaki yönetiminse kontrolü kaybettiği ve bir kaos yarattığı yönündeki söylemleri de sık sık tekrar ediyor.

Destek arttı
Peki destekçileri, Trump’ın bu tavırları karşısında ne yapıyor? Önce genele bakalım; kampanyasını resmen başlattıktan hemen sonra 18 Haziran’da, yüzde sekiz destekçisi olan Tump, 7 Aralık itibarıyla yüzde 34.2 destek buluyor. ABD, Demokratların adayı Hillary Clinton’la Trump’ın karşılaşması halinde, yüzde 45 Clinton’u, 41 ise Trump’ı destekleyeceğini söylüyor.

Ülkeye Müslümanları sokmayalım, önerisinin ardından yapılan bir ankete göre destekçilerin yüzde 68’i Trump bağımsız aday olsa da destekleyeceklerini söylüyor. Bu ise Trump’ın elini  Cumhuriyetçilerin merkez yönetimine karşı güçlendiriyor.

Sert eleştiriler
Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, Trump’ın açıklamasını ‘Cumhuriyetçi adayı başkan olarak görev almaktan men edecek bir söz’ olarak nitelendirmiş ve “Şimdi asıl soru Cumhuriyetçi Parti’nin geri kalan kısmının da Trump ile çöp kovasına sürüklenip sürüklenmeyeceği” ifadesini kullanmıştı. Cevap net değil. Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan ve Senatör John McCain gibi önemli Cumhuriyetçiler Trump’ın sözlerini sert şekilde eleştirse de Cumhuriyetçi Partiden aday olması halinde onu destekleyeceklerini söylerlerken, çok daha sert çıkışlar da geldi, Senatör Lindsey Graham partisine Trump’a ‘cehenneme gitmesini’ söyleme çağrısı yaptı. Cumhuriyetçi Parti aday adaylarından Jeb Bush, “Donald Trump’ın akli dengesi yerinde değil. Politika önerileri ciddi değil” yorumunda bulundu. Trump bu eleştiriler karşısında Cumhuriyetçileri ayrılmakla tehdit etti.

Deneyimli ayrımcı
Trump’ın bu çıkışının kimi kesimlerde büyük tepki yarattığı ortada ama şaşkınlık yarattığını söylemek zor. Kampanyasının başından beri ayrımcı bir retorik benimsiyor Trump. Sadece Ortadoğu’dan gelenlere değil, tüm göçmenlere karşı tavır alıyor. Bu konudaki rengini Başkanlık için yarışacağını açıklarken belli etmişti. Konuyu göçmenlere getirmiş, “Meksikalılar tecavüzcü” demişti. Daha sonra ise kaynak göstermediği raporlarda göçmenlerin daha çok suç işlediğini ifade etmiş ve bunu defalarca tekrar etmişti. Ayrımcılığının sınırları göçmenlerle de sınırlı değil Trump’ın. Kadınlara yönelik ayrımcı tavırlarına, televizyoncu Megyn Kelly’nin ‘saçmasapan’ sorular sorduğunu söyledikten sonra “bir yerlerinden kan geliyor” diyerek bir yenisini ekleyen Trump’ın en çok tepki çeken hareketlerinden biri de New York Times muhabiri Serge Kovalski’yle engelli olduğu için alay etmesiydi.

‘Büyük’ olan serveti
Trump’ın sloganı ‘Amerika’yı yeniden büyük güç yapalım’. Görünen o ki bu hayalini üzerine kurduğu kavramlar; demokrasi, insan hakları ya da barış siyaseti değil; ırkçılık ve ayrımcılık. Şimdiden ‘büyük’ olan bir şey var ise o da kendisine “çok zenginim” diyerek oy isteyecek cesareti veren serveti. Trump’ın kimliğini belirleyen en önemli faktörlerden biri de bu. Siyah çalışanlarına karşı ayrımcılıktan hakkında dava açılıyor, inşa ettiği apartmanlarda siyahlara ev vermediği ileri sürülüyor. O ise gidiyor, siyahların, işçilerin yoğun olarak yaşadığı Richmond’daki (Virginia’nın başkenti) kampanya konuşmasında; işçilerin içinde yaşadığı koşullardan da göçmenleri sorumlu tutuyor: “Göçmenler gelip işlerimizi elimizden alıyor”. Bu konuşmadan bir süre sonra, Richmond’a bir saat mesafedeki New Port News’ta iki göçmenin arasında geçen, ‘ev yatırımının çok kârlı olduğu’na dair konuşmaya kulak misafiri oluyorum. “Trump buradaki evleri satın aldı, yoksul siyahlar gitmek zorunda kaldı, evlerin değeri git gide artıyor” diye akıl veriyor, biri diğerine.

Amerikalı ünlü rapçi Snoop Dogg’un demek istediği, daha da belirginleşiyor. Katıldığı televizyon komedi şovunda, elini sıkarken dahi yüzüne bakmadığı Trump’ın önünde, belki de onunla ilgili en iyi tahlillerden birini yapıyor: “Donald başkanlık için yarışmak ve Beyaz Saray’a taşınmak istediğini söyledi. Neden olmasın! Bu siyah bir aileyi ilk kez kapının önüne koyuşu olmayacak.”

Prime time’da faşizm
Siyasetçi değilim iş adamıyım diyen Trump’ın politika değil, bir şov ürettiği de yapılan yorumlar arasında… Kaygı ise artık bir kısım ABD basınında da adı konduğu üzere ‘faşizm’ soslu bu şovun ‘prime time’da yayınlanıyor olması.

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s