Negar Mortazavi, ABD-İran nükleer anlaşmasını yorumladı… ‘Elçilik mühim değil Apple ülkeye girsin’

Tutuklanma korkusuyla ülkesine dönemeyen İranlı gazeteci Negar Mortazavi, İranlı gençlerin nükleer anlaşma karşısındaki heyecanını bu örnekle anlatıyor

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF – omursahin@birgun.net

5+1’le Tahran Yönetimi arasında varılan nükleer anlaşma Amerikan Kongresi’nde beklerken, dünyada yankıları sürüyor. Anlaşmanın İran’ın siyasal, ekonomik ve sosyal hayatında da değişiklikler yaratabileceği ifade ediliyor. Gelişmelerin özellikle İran tarafından nasıl algılandığını, iki tarafı çok yakında tanıyan bir isme, New York’ta yaşayan İranlı Gazeteci Negar Mortazavi’ye sordum.  Tahran’da doğup büyüyen Mortazavi, 2002’den bu yana ABD’de.

-Anlaşma sonrası yaptığınız açıklamalardan, anlaşmanın kendisinden epey memnun olduğunuzu biliyoruz. Nedir bunun nedeni?
Çünkü İran halkının çoğunluğu anlaşmadan memnun. Bu anlaşma Ortadoğu’da bir başka savaşın önünü kesen barışçıl bir çözüm oldu.

-İran halkının anlaşmadan memnun olmasının sebebi sadece savaş ihtimali mi? Onlara, Obama’nın televizyondaki görüntüsüyle selfie çektiren koşulları anlatır mısınız?
İran halkı belki de Ortadoğu’daki en Amerikan yanlısı halktır. Çevredeki Arap ülkelerinin Amerikan yanlısı hükümetleri vardır ama halk böyle değildir. Çünkü Amerikan yanlısı politikalar onlara dayatılır. İran’da ise tam tersi. Hükümet Amerikan karşıtı politikalar dayatıyordu ama toplum Amerikan yanlısıydı. Amerikan kültürü, müziği, teknolojisini çok takdir ederler…

-ABD’nin bölgedeki karnesine rağmen mi?
Elbette İran’ın çoğunluğu ABD’nin dış politikasından memnun değil. Obama’yla selfie çekilseler bile bu böyle. Obama’yı seviyorlar ama Bush’u sevmiyorlardı. İranlılar Amerika’ya kör aşık değiller. Ortadoğu’da bir savaşın daha çıkmasını önleyecek olan bu anlaşmadan sonra, Obama’ya saygı daha da arttı.

-Peki ya ekonomik koşullar?
Ekonomi son birkaç 10 yıldır çok kötüydü; özellikle Cumhurbaşkanı Ahmedinejad döneminde… Bunda kötü yönetimin de etkisi vardı. Yolsuzlukların olduğu, yanlış ekonomik politikaların sürdürüldüğü bir yönetimdi. Diğer etken de ekonomik ve finansal yaptırımlardı. Bunlar sadece İran’ın dünya ekonomisine entegrasyonunu kısıtlamadı aynı zamanda ülke içinde kayıt dışı ekonomi yarattı. Bu da güvenlik kuvvetlerine, Devrim Muhafızları’na ekonomiyi ele alma fırsatı verdi. Ekonomik yaptırımlar, aynı zamanda ılımlıların güçsüzleşmesi ve radikallerin güçlenmelerini de sağladı. Bu anlaşmayla ılımlı politikacılar daha etkin bir politika uygulayarak radikallerin etkinliğini azaltacaktır.
Devrim Muhafızları’nın anlaşmayı istediğine dair çok yanlış bir söylenti var. Devrim Muhafızları bu anlaşmayı istemediler. Onlar kayıt dışı ekonomiden faydalanıyorlar, zenginleşiyorlardı. Onlar İran’ın Masserattiler’e, Ferreri’lere binenleri.

Mortazavi, 2009’da İran medyası için yaptığı haberler nedeniyle ülkesinde yargılanıyor ve tutuklanma ihtimali nedeniyle ‘Ülkeme dönmeye korkuyorum’ diyor. Mortazavi’nin 2013’te bu korkusuna dair tweeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından retweet edilmişti. 
Mortazavi, 2009’da İran medyası için yaptığı haberler nedeniyle ülkesinde yargılanıyor ve tutuklanma ihtimali nedeniyle ‘Ülkeme dönmeye korkuyorum’ diyor. Mortazavi’nin 2013’te bu korkusuna dair tweeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından retweet edilmişti.

-ABD, Sünni-Şii çatışmasında tarafını mı seçti?
Genel olarak bu fikre katılmıyorum. Buradan bakacak olursak, ‘ABD, Yahudilere ihanet ederek Müslümanlarla hareket etmeye karar verdi’ gibi bir sonuç da çıkarabilirsiniz. ABD, Ortadoğu’da daha fazla sorun çıkmasından yana değil. Bunun mezhepsel bir durum olmadığını düşünüyorum. İran her ne kadar bugüne kadar tehdit edilmiş, yalnızlaştırılmış ve görmezden gelinmiş olsa da asla kendisinden vazgeçilemeyecek kadar önemli bir ülke. Önceki ABD hükümeti bu gerçeğin farkına varmak istemezken mevcut yönetim bunun farkına varıp İran’ı karşısına almak yerine onunla müzakere ederek yanında tutmaya çalışıyor. Bence bölgedeki herkes Obama’nın son iki yılının, Ruhani’nin ilk iki yılına denk geldiği için çok şanslı. İktidarda Cumhuriyetçiler olsaydı bu anlaşma asla sağlanamazdı.

Bu yeni denge Esad’ı güçlendirir mi?
Anlaşmanın Suriye üzerinde olumlu bir etkisi olacak. İran, Esad’ı yüzüstü bırakmayacak ama Suriye sorunu üzerine ABD ve müttefikleriyle birlikte ılımlı bir çözüm bulacak. Esad’ın düşürüleceğine inanmıyorum. Belki bir şekilde Esad’a iktidarın bıraktırılması söz konusu olabilir. Bu ABD ve İran’ın Türkiye’yle birlikte Esad’ı zor kullanarak düşürmesinden daha makul bir senaryo. İran diğer senaryonun bir parçası olmaz.
Anlaşma İran’ı ‘ılımlı bir güç’ olarak kuvvetlendirecek. Bu da İran’a kuvvetin yanında daha çok sorumluluk verecek. Bu da İranlı politikacıların daha şeffaf ve daha işbirliğine açık olmalarına kapı aralayacak.

-ABD’nin müttefikini yüzüstü bırakması beklenmiyor. Ama Netanyahu da nükleer grafikleri çizmeden rahat nefes alamıyor. Ne olacak?
ABD asla İsrail’i yüzüstü bırakmaz. Ama aynı zamanda ABD bu anlaşmanın İsrail’in güvenliği için gerekli olduğunu düşünüyor. Mesele onların bu anlaşmayı hem radikal hem de ılımlı politikacılarla bölünen topluma nasıl kabul ettirdikleri. Politikacıların öncelikli hedefi iktidarda kalmak. Ahmedinejat korku ve gerilimden beslenirdi. Netanyahu’nun da önceliği o. Fakat Her zeki insan bu anlaşmanın bölgenin güvenliği için daha iyi olduğu anlar. Ve ben Netanyahu’nun da bunu anlamayacak düzeyde biri olduğunu düşünmüyorum.

-Bu görüşmeler ve imzalanan anlaşma ABD ve İran’ı müttefik yapmaya yetecek mi?
İran ve ABD’nin arasındaki kin, bu kadar sürede müttefik olmaları için epey derin. Obama da dikkat çekti, ilişki Küba’yla olduğu gibi değil, Büyükelçilik açılmıyor. Bence bu sözleşme yakın zamanda bir arkadaşlığa dönmez ama ben gelişmelerin hızından umutluyum. İki yıl önce birine, ABD ve İran her ay buluşacak, Dışişleri Bakanları el sıkışacak deseydiniz inanmazdı. İki ülkenin Dışişleri Bakanları BM toplantılarında selamlaşmamak için yollarını değiştiriyorlardı, şimdi ise her ay buluşup el sıkışıp arkadaş gibi fotoğraf çekiliyorlar. Bir iki yıl içinde dost olmayacaklar ya da Büyükelçilik açılmayacak; ama bu bir son değil, başlangıç.

-Büyükelçilik ne zaman açılır?
İranın genç nesli, benim neslim, devrimden sonra doğdu, savaşın içinde büyüdü. Bu iki ülke arasındaki düşmanlığa birinci gözle tanık olmadı. Çeşitli fırsatlar, işler, hızlı internet isteyen; iPhone, Starbucks seven çok genç insan var. Bu nedenle bu iki ülke yakınlaşmaya zorlanacak. Bu da öncelikle ekonomik bağlar kurmak konusunda olacak. İran dünya ekonomisinin bir parçası olmak istiyor, Kuzey Kore olmak istemiyor.
Genç bir mühendisle konuştum, ‘Yakın zamanda Büyükelçilik açılmasını değil, General Motors, General Electric, Apple gibi Amerikan şirketlerinin İran’a girmesini önemsiyorum’ dedi. Yakınlaşma önce iş dünyası, sanat ve akademiyle, kültürel figürlerle, sporla başlayacak… En son da diplomatlar gelecek. Ben ölmeden bunu göreceğim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s